Sayın Bakanım,
Sayın Valim,
Sayın Milletvekillerim,
Sayın YÖK Yürütme Kurulu Üyesi,
Sayın Garnizon Komutanım,
Sayın Büyükşehir Belediye Başkanım,
Sayın Başsavcım,
Sayın Hocalarım,
Kuruluşlarımızın değerli
Yöneticileri
Saygıdeğer Veliler
Sevgili Öğrenciler,
Medyamızın Değerli Temsilcileri,
Hanımefendiler beyefendiler
Üniversite nitelikli insan gücünü yetiştirme ve bilgiyi üretip toplumla paylaşarak toplumun gelişimine öncülük eden kurumdur diye başlamak istiyorum sözlerime her zamanki gibi.
Büyük filozof Sokrates’e göre, mutlak geçerliliği olan ahlaki hakikatler ve politik sorunlar üzerine emin bilgiler kazanmanın tek yolu eğitimdir. Hiç bir insanın bilerek kötülük yapmayacağını, kötülüğün bilgisizlikten kaynaklandığını savunan Sokrates, bunun çözümünü de eğitimde görmektedir.
Aristoteles’e göre eğitimin ana görevi, insanı içerisinde yer aldığı toplumun ya da devletin erdemli ya da bilgili bir unsuru yapmaktır. İnsan ancak bu şekilde eğitildiği zaman, mutlu olur. Bu ise, insanın akla bağlı yönü ile tutkulara bağlı yönü arasında iyi bir senteze varılması yoluyla sağlanır ki, bunu da yapacak olan eğitimdir.
Kant’a göre insan ahlaki, teknik ve pragmatik yöndeki güçleriyle, diğer varlıklardan ve canlılardan ayrılır. Varoluşun bu şekillerine göre, eğitim insanı disiplinleştiren, kültürleştiren, medenileştiren, ahlakileştiren sürecin adıdır.
John Dewey’e göre, eğitim bilimsel yöntemi kullanarak, öğrencilere karşılaştıkları sorunlara çözüm yolları bulabilmelerini sağlayacak yeterliliği kazandırma faaliyetidir. Toplumsal, kültürel, ekonomik ve teknolojik değişmelere göre eğitimin amaçlarında sürekli değişme olmalıdır. Eğitim bireylerin yetenek becerilerini açığa çıkaracak bir amaç gütmeli, evrensel değerleri merkeze almalı ve elbette ki demokratik değerleri de işlemelidir.
Eton Koleji öğretmeni William Cory’nin 1861 yılında yaptığı bir konuşmada , okula gitmenin sadece bilgi edinmek için olmadığını, başka şeyler kazanmak amacını da taşıdığını söylüyor:
‘İnsan büyük bir okula bilginin de ötesinde bir şeyler almak için, bazı sanatları ve alışkanlıkları kazanmak için gider. Bunların bazıları
-Özen gösterme alışkanlığı için,
– Kendini anlatma sanatı için,
– Yeni bir entelektüel konuma geçebilmek sanatı için,
– Başkasının ne düşündüğünü hemen anlayabilme sanatı için,
– Görüşlerinizin onaylanmamasına ve reddedilmesine katlanabilme alışkanlığı için,
– Medeni bir şekilde olumlu ya da olumsuz görüş bildirebilme sanatı için,
– En küçük ayrıntılara dikkat edebilme alışkanlığı için,
– Belli bir zaman süresinde mümkün olanı kestirebilme alışkanlığı için,
– Zevklerini geliştirebilmek için, ayırt edebilmek için,
– Zihinsel cesaret için, zihinsel sağlamlık için.
Hepsinden önemlisi, insan büyük bir okula kendini tanımak için gider’ diyor.
Bu temel anlayışın ışığında dünya üniversiteleri içinde ilk sırada yer alan Harvard Üniversitesi ‘Harvard Çekirdek Eğitimi’ kapsamında öğrencilerine
Edebiyat-Sanat, Fen Bilimleri, Tarihsel İnceleme, Sosyal Analiz, Yabancı Kültürleri Tanıma, Etik Düşünce, Felsefe gibi dersleri aldırtmaktadır. Bu sayede bir vizyon bir dünya görüşü kazanacakları düşünülmüştür. 2000 yılında Tıp Fakültesi Dekanı iken gerçekleştirdiğimiz eğitim reformu sırasında tıp öğrencilerine Sosyoloji, Halk kültürü, Uygarlık Tarihi, Felsefe derslerini koymamız tam da böyle bir anlayışın yansımasıydı.
Üniversite bilinmeyeni kurcalayan, araştıran; hikmeti, hakikati ortaya çıkaran ve insana sunan , öğreten yerin adıdır.
Üniversite bir yüksek lise veya lisenin devamı olmadığı gibi Meslek Eğitimi Veren Kurumlar olarak da addedilmemelidir. Üniversite nin ilk işi kendisini talep eden o genç insana, onu bir aydın, bir erdemli insan olabilmenin kapılarını açmak ve yollarını hazırlamaktır. Bu geniş perspektiften bakıldığında iyi bir Üniversite öğrencisine düşünme yetisini kazandırır, felsefi tartışma düzeyini sağlar, bütünsel düşünme ve kendisini yönetebilme becerisini kazandırır, sorgulayıcılığa yönlendirir , sanat ve estetik kaygılara dair bir seviye oluşturur, yaratıcılık ruhu aşılar, gelecek planlama kabiliyeti verir, etik değerlere saygı ve bağlılığı öğretir, hülasa yudum yudum insanı içirir. Büyük Atatürk ün “Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” diye nitelediği nesil de ancak bu şekilde olur zaten.
Bilgi, bilgi, bilgi günümüzün artık en pahalı nesnesi.
Uygarlık tarihinin gelişim çizgisinde değişmeyen temel dinamik “bilgiye hâkim olan” güç ve organizasyonların, iktidarın bütün biçimlerine sahip olmalarıdır.
M.Ö. 7000-9000’de Neolitik Çağla başlayan Tarım Devrimi, XVIII. yüzyıla kadar dünyaya egemen olan geçim, yaşam ve düşünme biçimini şekillendirmiştir.
XVIII. yüzyılda başlayan Sanayi Devrimi; XX. yüzyılın ikinci yarısına kadar dünyada güç ve iktidar ilişkilerini, insan ve topluma ait bütün yapıları uzun bir süre belirlemiştir.
XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren “bilgi çağının” başlangıcı ile bugüne kadar alışık olmadığımız yepyeni bir döneme tanık oluyoruz.
Enformasyon devrimi bu süreci destekleyen temel dinamiktir. Artık bilgi, finans kapital, kıtalararasında saniye hızıyla iletilebilmektedir.
Bilgi çağından önce üretim biçim ve süreçlerini yönlendiren temel etken finans kapitaldi. Bugün ise ilk defa finans kapital ikinci plana düşmüştür. Günümüzde artık temel belirleyici sermaye yapısı, çekirdeği bilgi olan entelektüel/kültürel sermayedir.
25 yaşında bir üniversite öğrencisi önündeki bir bilgisayar ile 25 milyar dolarlık bir finans kapitale karşılık gelen üretimi, hammadde, işçi ve sermaye kullanmadan sıcak evinde üretebilmiştir. Sosyal paylaşım sitesi olan Facebook’un hikâyesi Google un öyküsü böyle bir sürecin sonucudur.
Yüz birimlik maliyetle satılan bir marka düşünüldüğünde, bu malın üretimi ve pazara girinceye kadarki süreçte harcanan emeğe ödediği maliyet yüzde yirmi civarındadır. Söz konusu bu yüzde yirmilik kısmı, bilgi yoğun teknolojiyi kullanamayan ülkeler paylaşmaktadır. Diğer yüzde seksenlik kısım ise, markayı üreten ülkelere kalmaktadır. Üretimin her alanında bu paya razı olup hala biz tekstil üretiyoruz diye övünemeyiz.
Bu süreçte topluma ve ülkeye yön çizecek, hedef koyacak temel kurum üniversitedir. Üniversitenin bu yeni yapıya öncülük edebilmesi için önce kendi prosedürlerini, programlarını, anlayışını, yaklaşım biçimini güncellemesi gerekir. Gelişmiş dünyada hızla 3. Kuşak üniversite denilen üniversite anlayışına olan dönüşüm süreci ülkemiz için de kaçınılmaz gerekliliktir. Bu yeni üniversite anlayışının en temel paradigması üretilen bilginin toplumla endüstri ile, hayatla kucaklaşmasıdır.
Artık tek ve dar bir disiplinin içinden miyop gözlerle dünyaya bakamayız. Bu vizyonu sağlama çabalarımız kapsamındadır ki
tüm bölümlerde Felsefe derslerini okutmaya, öğrencilerimizin bilgiye hayata dokunmalarını sağlamaya gayret ediyoruz. Bilgiye ulaşacak
bu yol üzerinden yürümemiz zaruridir. Artık bazı disiplinlerde bilgiler, çok kısa süreler içerisinde eskiyebilmektedir. Bu noktada en büyük yatırım aracımız makine parkından ziyade; kitaba ve bilgi altyapılarına olmalıdır. Zira bu altyapılar olmaksızın, çağdaş, ilerlemeye yönelik ve sürdürülebilir teknik parkların kurulması da imkânsızdır.
Tarihsel süreklilik, kültürel hafıza bir özgüven kazandırırken yeni ihtiyaçlar karşısında gereken etik, estetik, kavram, kurum ve değerleri üretmek çağdaş bir kültürün en belirleyici vasfıdır.
Bu sahalarda soru ve sorunlara cevap ve çözüm üretemeyen kültürler ve milletler, her anlamda edilgen kalmaya mahkûmdurlar.
Tarihsel mirasımızda, müktesebatımızı zamanın ruhu içerisinden bir okumaya tabi tutacak entelektüel sıçramada öncülük, bizlerin/sizlerin olmalıdır. Bizim yönetim olarak sizlerle paylaşmak istediğimiz böylesi bir üniversite anlayışıdır.
Gelecek 50 yılda dünya ekonomisinin merkezinin, 500 yıl önce olduğu gibi, tekrar Asya’ya kayacağı yönünde ciddi olgusal emareler vardır
Bu anlamda Gaziantep’e ve Gaziantep Üniversitesine önemli sorumluklar düşmektedir. Doğu, batı, kuzey, güney ekseninde Kafkasya ve Tuna-Ren hattının doğusunu Ortadoğu’ya, Ortadoğu’yu, İran ve Karadeniz üzerinden kuzeye demiryolu ile bağlayarak tercihsiz ve alternatifsiz- bir stratejik deyimle [Heartland]=Kalpgâh olma imkânımız vardır. Üniversite olarak bu ufkun altını bilgi ve üretimlerimiz ile doldurmalıyız. Bu bölgede ve bölgeden de taşarak genel ölçekte, bu sürecin entelektüel alt yapısını ve teknik donanımlarını ülkeye, yeni nesle ve insanlığa sunmanın sorumluluğunu hissediyor ve bu vizyonla hareket etmeye çalışıyoruz.
Türkiye’de Üniversite sayısı 158’i bulmuştur. Türkiye’nin ortalama eğitim yılının 6-7 yıl olduğu da dikkate alınırsa ve de örneğin kadın nüfusunun eğitim yılının 1 yıl artmış olmasının üretime katkısının % 11 olduğu hesap edilirse; Üniversite sayısının artışın yüksekokullaşma oranının ciddi anlamda yukarı çekeceği böylece de ülkemizin eğitim ortalamasının yükseleceği açıktır. Ancak tıpkı batı ülkelerinde olduğu gibi bazı üniversitelerimizin ise dünya ile yarışır konuma getirilmesi, dünya üniversitesi haline getirilmesi için özel bir şekilde özgün modellerle desteklenmesi de gerekir. 2008 dünya sıralamasında İsviçre’nin ilk 100 sıralamasında 3 üniversitesi bulunmaktadır. Geriye kalan üniversiteleri ilk 500 sıralamasında bulunuyor. Hükümetler mevcut üniversiteler arasında mükemmelleşme potansiyeli olan az sayıda üniversite içinde bazılarının imkan ve kapasitesini yükseltebilir.
Hiç tereddütsüz Parlayan Yıldız Gaziantep Üniversitesi biraz önce belirttiğim gibi Türkiye’deki bu Üniversitelerden biri olmak gerekir, biridir.
90 lı yılların sonunda İngiltere Maliye Bakanı ve daha sonra Başbakanı olan Gordon BROWN’un maliye bakanlığı döneminde üniversiteler hususundaki tavrı 3.kuşak üniversitelerin yaratılmasında İngiltere de kilit rol oynamıştır. Televizyonaki söyleşi sırasındaki ‘6 yaşına kadar Türkçe bilmiyordum’ şeklindeki ifadeniz ve dün Fenerbahçe takımını Batman a götürerek sizin de sahada içinde olduğunuz sıcak görüntüler insanlarımızın kardeşliğini simgeleyen samimi tabloların çok güzel örnekleriydi doğrusu.Diğer yandan batıda yoğrulan akademik geçmişinizle sizin üniversiteler özelde de Gaziantep Üniversitemiz için himayeniz gerçekten değerlidir,kritiktir.
Göreve başladığımızdan bu yana geçen 2 yıllık süre içerisinde elbette yukarıda bahsettiğim temel felsefi bakışın ışığında Gaziantep Üniversitemizi; küçük, butik, yerel, izole, steril bir üniversite anlayışından süratle uzaklaşarak büyük, kaliteli, dünyalı, toplumla bütünleşmiş ve gelişime öncülük hedefine kilitli bir Üniversite duruş ve kararlılığı noktasına taşımak için tüm akademik ve idari görevdeki arkadaşlarımızla canhıraş bir çaba gösteriyoruz.
11.667 olan öğrenci sayımız 2 yılda % 100 artışla 22.000’in üzerine çıkmıştır. 600 civarında lisans ve lisansüstü seviyede yabancı öğrenci aldık. Ta Moğolistandan, Madagaskardan ve yaklaşık 30 ülkeden. Lisansüstü programlarda (mastır-doktora) öğrenci sayısı 374 iken bugün 1800 lerin üzerine çıktık. Bunu şunun için söylüyorum. Dünya’da büyük diye nitelenen üniversitelerin çoğunda lisansüstü programlardaki öğrenci sayısı önemli ölçütlerden birisidir.
Faaliyette olan 5 fakülteden bugün 11 fakülteye çıktık. Hukuk, İletişim ve İlahiyat gibi 3 yeni fakültemiz ise Bakanlar Kurulu aşamasında. Sayın Bakanım her alandaki yardımlarınızı minnetle karşılıyorum ve bu konuda da desteğinizi rica ediyorum.
Program sayısını 118 den 216 ya çıkardık. İngilizce eğitim veren mühendisliğe ilaveten İngilizce Tıp programı, İngilizce Mimarlık fakültesi açtık.
Atıl durumda 30-40 öğrencisi olan Organize Sanayinin içinde yerleşik ve saha eğitimi ve sistemi ile Türkiye’de bir ilk olan Naci Topçuoğlu MYO nu Sayın Başbakanımız Erdoğan’ın katılımıyla açtık ve Kuruyemişcilikten ayakkabıcılığa, plastikten halıcılığa, seracılık bölümüne kadar ülkemizin örnek bir okulu haline getirdik.
Islahiye, Nurdağı, Araban da tarım ağırlıklı programlar açıp, öğrencilerimizi yine Sayın Bakanım sizlerin himmetiyle tahsis edilen ve edilecek arazilerde bizzat sahada traktör üzerinde eğiterek, bir yandan tarıma eğitimli insan yetiştirdiğimiz gibi diğer yandan bu bölgelere tarıma dayalı kalkınmanın rol modelini oluşturuyoruz.
Eğitimimizi yeni baştan reforme ediyor, daha interaktif hale getiriyoruz. İngilizce eğitiminde önemli değişimleri gerçekleştiriyoruz ve bu arada 8 adet yabancı hocamız oldu.
Dünya üniversiteleri ile bağımız çok arttı, eğitim, öğrenci ve Ar-Ge işbirliklerimizi önemli noktalara taşıdık.
Hocalarımızı yurt dışı eğitim ve etkinlikleri için özel proje hazırladık ve onları destekliyoruz.
Proje getiren arkadaşlarımızı ödüllendiriyoruz.
Başarılı öğrencilerimizi yaz tatilinde yurtdışına göndererek ödüllendiriyoruz.
Bilimsel-sosyal-sportif etkinlikler yılda ortalama 35-40 civarında iken bu rakam yıllık 350 civarına çıkmış ve son iki yıldaki etkinliklerimizin sayısı 700 ü aşmıştır.
Geçen yıl başlattığımız Kampüste Bisikletli Yaşam projesi bu sene bisiklet sayılarını çok daha arttırarak devam edecektir. Kampüste herkesin kimliksiz, belgesiz, ücretsiz bu bisikletleri kullanabilmesi doğrusu Türkiye’de bir ilktir.
Toplumsal Duyarlılık Projeleri sadece gönüllülük esasına göre değil, üniversitemize kaydolan her öğrencinin mutlaka alması gereken kredili bir derstir.
Bu yıl kaydolan 8500 öğrenci bu dersi olacaktır. Geçen yıl başlattığımız bu projede öğretim elemanlarının danışmanlığında 30–40 arlı gruplar silahsız düğünden, Trafik, Eğitim, Okuyan sanayi, Taksi şoförlerinin eğitimi, sokak çocukları gibi özgün 250-300’e yakın projeyle sahaya çıkmaktadırlar.
Üniversitemizin toplumla ve dokuyla bütünleşmesi ve bir katma değer üretmesi anlamında bu projeler, kültürel-sanatsal etkinliklerimiz, eğitim alanındaki saha çalışmalarımız ve araştırmalarımız, özelliklede sanayiyle işbirliği noktasındaki kararlılığımız artarak devam edecektir. Sanayi odası ile söz verdiğimiz ‘Üniversite sanayi işbirliğinin en iyi modelini biz burada gerçeleştireceğiz’ ifadesinin arkasındayız ve güzel şeyler yapıyoruz.
Bütün bunlar da öğrencilerimizin donanımlarını sağlayacak olan Üniversite iklimini oluşturma çabalarımızın ürünüdür.
2009’da 26 000m2 kapalı alan inşaatını bitirdik. İnşaatları uzatmıyoruz, ezmiyoruz, süründürmüyoruz hemen bitiyoruz.
Türkiye’nin en güzel diş hekimliği fakülte binalarından birini inşa ediyoruz.
Akademik ve hizmet anlamında da içi dopdolu bir diş hekimliği fakültesi olacak.
3500 kişilik anfi tiyatroyu 1-2 ay içerisinde bitiriyoruz.
1600 kişilik ana salonu ve 3 tane 250’şer kişilik salonu olan devasa fuaye ve stant alanları ile kongre kültür merkezi inşaatının ihalesi bitmiş ve 1 hafta içerisinde hafriyata başlayacaktır. Bölgenin başta bilim ve kongre turizmi olmak üzere her türlü faaliyetine zemin hazırlayacak olan bu merkez aynı zamanda yurt dışından ilimize ve bölgemize olan cazibenin önemli bir performans alanını oluşturacaktır.
Kapalı yüzme havuzu ve spor salonu kompleksimizin ihale süreci devam etmektedir.
TOKİ ile anlaşarak konut yapacağız. Çalışanlarımızın aidiyetini ve mutluluklarını esas alıyoruz.
2009 sonunda yepyeni bir TEKNOPARK ortaklık statüsüne kavuştuk.
Sevgili Bakanım o konudaki kritik yardımınıza yürekten teşekkür ediyorum. Şimdi TEKNOPARK 7 milyon Euro’luk IPA projesi ile CIP projeleri ile 10 milyon doları bulacak özel yatırımlarla şehrimizin ve bölgemizin çok önemli bir merkezi haline gelmektedir. Büyükşehir Belediyesi,Ticaret Odası ve Sanayi Odası ve Organize Sanayi’ye bu konudaki birliktelikleri için yürekten teşekkür ediyorum.
Hastanemiz, Türkiye’nin önde gelen hastanelerinden biridir. Eğitim-Araştırma kalitesinin yanı sıra sadece bölgeye değil komşu ülkelere de yüksek kalitede hizmet sunan bir yerdir.Yeni Yapılanmayla oluşturduğumuz normal hasta odaları, Buzdolabı-Televizyon- özel Banyo ve Tuvaleti ile Türkiye’de en iyilerden biridir.Önümüze hedef olarak koyduğumuz Kalp,Karaciğer,Böbrek,Kemik iliği nakillerini son 1 yıldır artık rahat yapabiliyoruz. Hastanemiz döner sermayesinde eksi 10 trilyona varan ve hukuki süreçlerle karşı karşıya kalan finans dengesi iyi bir mali disiplinle ve bölüm bazında gelir gider esasına dayalı verimlilik anlayışı ile oldukça sağlıklı bir noktaya gelmiştir.
Ödemelerimiz 16 aydan 4 aya düşmüştür. Ama bütün bunların sonucunda son çıkan döner sermayelere yardım kanunu kapsamında ; yapamadığımız yatırım ve cihaz donanımızı gerçekleştirmek üzere bir tahsisatın verilmesini de sizden arz ediyorum Sayın Bakanım.
Hastanede çalışan doktor dışındaki personel sayımız 1500 olup 1200 i döner sermaye kapsamında çalıştırılmaktadır.%80 olan bu oran Türkiye deki hastaneler içerisinde en kötüsüdür.
Bu yüzden sayın bakanım hastanemize özel bütçeden ödenmek kaydıyla 200’ü Hemşire 300 Kadro tahsisatı istiyoruz.
Kredi yurtlar kurumunun yatırım planına aldığı üniversitemiz yurtlarının biran önce yapılmasını istiyoruz.
Araban, Nurdağı, İslahiye, Oğuzeli ilçelerimizde her biri özgün model oluşturma sahip meslek yüksekokulu binalarımızın binaları mevcut olmayıp geçici yerlerde bulunmaktadır.2 senede bütün bu okulların binalarının bitirmeyi hedefliyoruz.
Sayın Bakanım 2010 yani bu yıl için yatırım kalemine 5 milyon TL ek ödenek istiyoruz. Komşu illerimiz, ağırlıklı olarak GAP yatırım hızlandırma fonundan olmak üzere ciddi rakamlar alıyorlar. Sizin himayenizdeki Gaziantep üniversitesinin de bunu hak ettiğini düşünüyorum.
Özgürlüğün timsali olan üniversiteler; kişilerin bireysel tercihleri kapsamında temel hakları olarak nitelediğim kılık-kıyafet-baş örtüsü gibi sorunlarla asla vakit kaybetmemelidirler.
Üniversitelerdeki akademik personelin özlük hakları incelendiğinde batı ülkeleri ile karşılaştırmayı bırakın kendi toplumumuzda dahi ciddi bir geriye düşüş olduğu görülecektir. Bu konuda biran önce tedbir alınması üniversitelerin özelliklede Devlet üniversitelerinin kan kaybetmesini engelleyecektir
Sayın Abdülkadir Konukoğlu’na huzurunuzda teşekkür ediyorum. Kendisi açılacak olan ilahiyat fakültemizin ve 1 erkek, 1 kız öğrenci yurdu için binalarımızı yapmayı üstlenmiştir.
Nizip Eğitim Fakültemizin binasının yapımı sayın Yasin Altınbaş tarafından üstlenilmiştir. Kendisine teşekkür ediyorum.
Sayın Fikret Öztürk İslahiye İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ile Meslek Yüksekokulu’nun yapımı hususunda olumlu niyet beyan etmişlerdir. Kendisine teşekkür ediyorum
Sayın Mustafa Eruslu kanser hastanemizin yanına büyük bir konaklama tesisi yapmaktadır, kendisine teşekkür ediyorum.
Tüm öğretim elemanlarımıza ve çalışanlarımıza yeni akademik yılımızda en içten dileklerimle başarılar diliyorum.
Sevgili öğrenciler sizleri seviyorum ve bu vesileyle de birkaç tavsiyemi iletmek istiyorum
1-Düşünme yeteneğinizi artırın ve dilimizi iyi kullanma becerinizi geliştirin
2—Kişilikli olun, sağlam omurgalarla dik durun
3- Planlı ve kararlı olun
4- Tarih bilincine sahip olun
5-Sorgulayın ‘ Sorgulanmayan hayat yaşanmaya değer değildir’ diyor ya Sokrates. Ve kendinizi, insanı ve toplumu anlamaya çalışın
6-Geleceği kurgulayın. I have a dream deyin Malcolm x gibi
7- Hobileriniz ve farklı alanlarda ilginiz olsun
9-Aşkınız olsun, aşk olsun rahmetli Fethi Gemuhluoğlu’nun dediği gibi
10- Vicdanınız olsun. Amerikalı bir senatör Norris’in şu sözünü hatırlayın ‘ Zafer arabasında, gururla dolaşmaktansa, politik mezarıma temiz bir vicdanla gömülmeyi tercih ederim’’
Başarı dilekleri ile gözlerinden öpüyorum.
Üniversitemize her konuda destek olan siz sayın Bakanımıza, Sayın Valimize, Milletvekillerimize, Yök Başkanımız başta olmak üzere Yök yürütme kurulu üyemiz Muhittin Şimşek’e Büyükşehir ve ilçe Belediye Başkanlarımıza kamu kuruluşlarımıza Ticaret, Sanayi ve diğer odalarımıza, Organize sanayiye, Tüm sivil toplum kuruluşlarına, herkese ve Hocalarımız ve Öğretim elemanlarımız ve tüm çalışanlarımıza, velilerimize ve öğrencilerimize en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Bu yola çıkarken rehber aldığım Aziz Mevlana nın şu dizeleri aynı sıcaklıkta içimi ısıtıyor.
Her gün bir yerden göçmek ne iyi
Her gün bir yere konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş
Dünle beraber gitti cancağızım
Ne kadar söz varsa düne ait
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım
Selam, sevgi ve saygılarımı iletiyorum.


