Üniversitemizde “Çanakkale Zaferi” konulu konferans verildi

canakkale-zaferi-2.jpgÜniversitemiz Fen Edebiyat Fakültesi Ömer Asım Aksoy Konferans Salonu’nda, Arş.Gör. Zehra Özharat tarafından, “Çanakkale Zaferi” konulu konferans verildi.                            İngiltere ve Fransa’nın bu cepheyi açmalarının amacı, boğazları ve İstanbul şehrini ele geçirerek Osmanlı devletinin açtığı diğer cepheleri de tasfiye etmek ve Rusya ile ilişki kurarak araç-gereç yardımı yapabilmekti diyen Özharat, Çanakkale tahkimatının zayıf olduğunu sezen itilaf devletleri, boğazı kolaylıkla aşacağını sanıyor ve Türk milletinin savaş gücünü hesaba katmayı unutuyordu şeklinde konuştu.

Özharat, “3 Kasım 1914’te ilk taarruzu başlatan İngiliz filosu, Seddülbahir istihkâmlarını topa tuttu. Diğer taraftan da deniz altın gemileri denizden Marmara’ya girerek gemileri batırmak suretiyle İstanbul’dan Çanakkale’ye asker ve levazım sevkine mani oluyorlardı. 19 Şubat 1915’te birleşik düşman donanmasının kesin hücumu başladı. Orhaniye ve Ertuğrul tabyaları şiddetli bir ateş altına alındı. Düşman gemileri Osmanlı bataryaları menziline girince ateşle karşılandılar ve daha fazla ilerleyemediler. 18 Mart 1915’te İngiliz ve Fransız gemileri tarafından büyük bir hücum yapıldı. Harp gemileri Osmanlı tabyalarına şiddetli ateş açtılar. Bir miktar zarara uğrattılar. Ancak tam bu sırada Fransız gemileri nöbet değiştirmek üzere manevra yaparken, Bouvet zırhlısı bir torpile çarparak battı. Yerlerini almaya gelen İngiliz gemilerinden İrresistible de çok geçmeden sulara gömüldü. Onun yardımına gelen Ocean da aynı akıbete uğradı. Diğer zırhlılar da hasara uğradılar. Bunun üzerine düşman donanması geri çekilmek zorunda kaldı. Bundan sonra boğaz bir daha denizden zorlanmadı” diye konuştu.

genel-11.JPG“Deniz savaşlarında uğradıkları başarısızlık üzerine itilaf devletleri karadan taarruza geçmeye karar verdiler” diyen Özharat, “Bu maksatla Akdeniz müttefik kuvvetleri başkomutanlığına tayin edilmiş 75.000 kişilik bir ordu bu adalara yığılmaya başladı. Bu ordu, İngiliz, Fransız, Avustralya, Yeni Zelanda ve diğer bazı sömürge askerlerinden müteşekkil idi. Bunlara karşı 80.000 kişilik Türk kuvveti, Alman generali Liman Von Sanders’in emrine verildi. Çıkarma harekâtları 25 Nisan 1915 sabahı erkenden başladı. Kumkale, Seddülbahir ve Zığındere kıyılarına çıkarılan Fransız taburu ve İngiliz birlikleri geri püskürtüldü. Arıburnu’nun hemen güneyinde köye çıkan düşman kolordusu 19. Fırka Kumandanı Mustafa Kemal Bey tarafından durduruldu. Güney cephesinde ise 26 Nisan’da taarruza geçildi ise de müdafaa kuvvetlerimiz tarafından geri püskürtüldü. 6 Mayıs’taki ve 4–5 Haziran’da giriştikleri savaş da neticesiz kaldı. Kuzey cephesinde ise karaya çıkan kolordunun ilk kademesi 25 Nisan Sabahı Kemal yeri adı ile anılan mevkie ilerlermiş ve taarruza geçmişti. Bunu 27 Nisan’da Türk karşı taarruzu takip etmişti. İki taraf da bu kanlı çarpışmalardan netice alamadılar. 19 Mayısta da Türk taarruzu oldu ise de Anzak kuvvetleri şiddetli müdafaada bulundular. Bu taarruzda Türkler 10.000’den fazla zayiat vermişlerdir. Daha sonra düşmanlar kuvvetlerini bir kısmını Arıburnu cephesine çıkararak yarımadanın kilit noktası olan Kocaçimen tepesine taarruz etti. Diğer bir kısmını Türkleri arkadan çevirmek maksadıyla Suvla limanı sahillerine çıkardı. İngiliz taarruzu 6–7 Ağustos gecesi başladı. Aynı gece 9. İngiliz kolordusunun Anafartalar kıyısına çıkartma yapmaya başladığı haberi geldi. Düşmanın 4 gün süren taarruzu Miralay Mustafa Kemal Bey tarafından durduruldu. Bundan sonra düşman kuvvetlerinin bütün hücumları neticesiz kaldı. Çanakkale savaşlarının son safhası hemen hemen siper savaşları şeklinde oldu. Düşman kuvvetleri 19–20 Aralık 1915 gecesi Anafartalar ve Arıburnu cephesinden, 8–9 Ocak 1916 gecesinde Seddülbahir’den çekilip gittiler” şeklinde konuştu.

 “Geri çekilme sırasında toprağa mayınlar, bubi tuzakları gömülüyor, Conkbayırı’nın alt kesimine kazılan bir tünele bir ton patlayıcı madde konuluyordu” diyen Özharat, “İngilizlerin geri çekildiklerini Türklerin fark etmemeleri için akla gelen her türlü oynuyorlardı. Siperlere yerleştirilen ve kendi kendine ateş eden tüfekler bu buluşlardan biriydi” diyerek, Conkbayırı’nın saatte 7 kez el değiştirdiğini söyledi.